Salı, Şubat 13, 2007

Yanlızca Bugün İçin

Yanlızca bugün için mutlu olacağım.Bu Abraham Lincoln'ün sözlerinin doğru olduğunu gösteriyor."İnsanlar,olmak istedikleri kadar mutlu olurlar" .Mutluluk insanın içindedir,dış etkenler tarafından belirlenemez.

Yanlızca bugün için herşeyi kendi isteklerime uydurmaya çalışmayacak,ben olanlara uymaya çalışacağım. Ailemi,işimi,talihimi oldukları gibi kabul edeceğim ve bunlara uyum sağlamaya çalışacağım.

Yanlızca bugün için vücuduma iyi bakacağım.Egzersiz yapacağım. Vücuduma dikkat edeceğim, onu besleyecek ve önemseyeceğim.Böylece onun isteklerime karşılık verebilecek kusursuz bir makine olmasını sağlayacağım.




Yanlızca bugün için zihnimi güçlendireceğim. Yararlı bir şey öğreneceğim. Zihnimi boş tutmayacağım. İlgi, çaba,düşünce ve konsantrasyon gerektiren bir şey okuyacağım.

Yanlızca bugün için ruhuma üç alıştırma yaptıracağım. Birine iyilik yapacağım ve bunu kimseye söylemeyeceğim. William James'in söylediği gibi, yanlızca ruhuma alıştırma yaptırmak için ,yapmak istemediğim en az iki şey yapacağım.

Yanlızca bugün için hoş biri olacağım. Olabildiğince iyi görüneceğim,güzel giyineceğim,alçak sesle konuşacağım,kibar davranacağım,bol bol övgü yağdıracağım, pek fazla eleştiri yapmayacağım, herşeyde bir kusur bulmayacağım, insanları düzeltmeye yada yönlendirmeye çalışmayacağım.





Yanlızca bugün için yalnızca bugünü yaşayacağım. Hayatın sorunlarını bir bütün olarak ele almayacağım.

Yalnızca bugün için bir program yapacağım. Her saat için yapmayı düşündüğüm şeyleri yazacağım. Bunu tam olarak uygulayamayabilirim, ama yinede bir program yapacağım. Bu iki şeyi ortadan kaldıracak aceleyi ve kararsızlığı.


Yalnızca bugün için kendime sesizce geçirebileceğim bir yarım saat ayıracağım ve bu süre içerisinde rahatlamaya çalışacağım.Bu yarım saat içinde bazen Tanrı'yı düşüneceğim ve hayatla ilgili yeni bir bakış açısı geliştirmeye çalışacağım.
Yanlızca bugün için korkmayacağım, özellikle mutlu olmaktan , güzel şeylerin tadını çıkarmaktan sevmekten sevdiğime ve sevildiğime inanmaktan korkmayacağım.

Pazartesi, Şubat 12, 2007

pazartesi


Çooook uzun zaman olmuş yazmayalı......Yeni resimleri yükleyemediğim için yazamadığımı fark edip, bilgisayarımda sakladığım çok tatlı bebiş resimlerini fon olarak kullanayım dedim. Hafta sonumuz güzeldi, ilginç bir şey yapmadık aslında ama hava güzeldi kızımla birlikteydim, keyfimiz yerindeydi daha ne isteyeyim. Pazar günü berk'i evinde ziyaret ettik. Öyle küçücük ki, her küçük bebek gördüğümde mucize beni tekrar şaşırtıyor. Berk babasına çok benziyor minik yener diyebiliriz kısaca........Irmak hanımın küçük kardeşine tekrar hoş geldin diyoruz.... Bu hafta ısmarladığımız kitaplar geldiği için akşamları daha çok kitap okumaya çalışıyoruz.....Dün akşam moılere üçlemesenin 2. kitabını bitirdim fantazi türü kitap okumasını sevenler için çok güzel......İkinci kitabım ise Dale Carnegıe'nin bir klasik haline gelen Üzüntüyü Bırak Yaşama'ya Bak....











Aslında kitap bildiklerimizi ama hayatın karmaşasında unuttuklarımızı söylüyor.İşte sevdiğim satırlar......
"Genellikle hayatın büyük acılarını büyük bir cesaretle karşılarken küçük şeylerin bizi yenmesine izin veririz.........Önem vermemiz , hatta unutmamız gereken küçük şeyler için kendimizi üzmeyelim. Unutmayalım ; hayat küçük olamayacak kadar kısa..............."


Ve çok uzun yıllardır benim için nerdeyse bir dua haline gelmiş olan;

Tanrım!

Bana değiştiremedim şeyleri kabul etmek için Sükunet,

Değiştirebildiğim şeyler için cesaret,

Ve bunu ayırdedebilmem için Akıl ver!








Shakespeare'in meşhur öğüdü;


Akıllı kişiler asla oturup yenilgilerine hayıflanmazlar,coşkuyla düşünüp zararlarını en aza indirmeye çalışırlar.

İncil'den;


Sevginin olduğu yerde ot yemek ,nefretin olduğu yerde et yemekten daha iyidir.

Dr. Samuel Johnson


Minnet inceliğin meyvesidir. Kaba insanlarda görülmez.


Roma imparatoru marcus'un günlüğüne yazdığı sözler insan doğasının hiç değişmediğini ne güzel ifade ediyor;
Bugün çok konuşan, bencil kendisinden başka kimseyi düşünmeyen teşekkür etmesini bile bilmeyen insanlarla karşılaşacağım.Ama şaşırmayacağım ve bu beni rahatsız etmeyecek; çünkü böyle insanların yaşamadığı bir dünyanın olamayacağını biliyorum.




Jonathan Swift " Dünyadaki en iyi doktorlar ,doktor perhiz, doktor sükunet ve doktor neşe'dir "

Schpenhauer " Hep sahip olamadıklarımızın farkında oluruz, sahip olduklarımızı gözümüz görmez."

Logan Pearsall Smith " Hayatta iki hedef vardır; istediklerini elde etmek ve elde ettiklerinin tadını çıkarmak.Ancak akıllı insanlar ikinci hedefe de ulaşabilirler."

Çocuk yetiştirme konusunda 13 kitabı olan Angelo patri " İnsanı, kendinden başka biri olmaya çalışmak ve zihnin de bedeninde varolan kişiyi reddetmek kadar üzen bir şey yoktur."





Pazar, Aralık 10, 2006

İZMİT-MAŞUKİYE

Cumartesi günü hava o kadar güzeldi ki evde durulacak gibi değildi....Atmak lazımdı, kendimizi sokaklara....Burak bey direksiyona geçti, annemi de alıp yola çıktık. İstikamet köseköy, izmitin 5 km ilerisinde olan eskinin köyü şimdinin belediyesi .....Annemin dedesi izmitte yaşarken bu köyde çok ciddi arsa sahibiymişler. Ölümünden sonra hisse beşe bölünmüş.Sonra bir kısmını anneannem, bir kısmını annem satmış. Ancak hala mevcut olan toprağı arada dolaşmaya gidiyoruz. Ben çocukken burda tavuk çifliğimiz vardı....Bazen gider köy çocuklarıyla oynar, taze yumurta yer kendimi gelincik tarlalarına bırakırdım.

Kuyudan çektiğim buz gibi sularla bahçede yetişen karpuzları yerdim....Artık çiftliğin yerinde müstakil evler var, kuyu ise binaların arasında kaybolmuş. Eskiden hiç araba geçmeyen yollardan geçip araziye gidiyoruz.Irmak inekleri görünce meee diyor.Araziye girip koşmaya başlıyor. Ne yazık ki kızımın böyle özgürce koşabildiği yerler o kadar sınırlı ki. Bizler daha şanslı bir çocukluk geçirdik galiba......






Ayşe teyze köy tarhanası veriyor. Biraz muhabbet ediyoruz.
Her gittiğimizde olduğu gibi gene arsaya ev yapma hayali kuruyoruz.Köy pazarına uğrayıp taze sebze alıyoruz. Yaşasın kara lahana, marketlerde bulamıyorum. Bu arada saat bayağı ilerlemiş karnımız çok acıkıyor. Köye gelmeden yolda ipek pişmaniye den aldığımız acıbade kurabiyesinden yiyoruz. Pişmaniyeler ise muhteşem....














Vedalaşıp maşukiyeye doğru yola çıkıyoruz.











Otobandan sapanca sapağına döndükten 15 dakika sonra maşukiyedeyiz. Temiz dağ havasıı içimize çekiyoruz. Yüksekte olduğumuz için hava biraz serin yemeğimizi içeride yiyoruz. Hava çok soğuk olmadığı için şömineleri yakmamışlar dışarıda oturmak gibi zevkli olmasa da içerisi de hiç fena değildi...







Her zamanki siparişlerden veriyoruz. Kiremitte kaşarlı mantar ve alabalık.Mantar çok güzeldi. Ancak alabalık güzel görüntüsüne karşın çok lezzetsizdi. Sanırım artık eskisi gibi nehir suyunda yetiştirilmedikleri için tadları çok lezzetsiz olmuş. Bir dahaki sefer kiremitte köfte yemeği planlıyorum. Salata güzeldi.








3 alabalık, 2 mantar, salata ve içecekler için 42 YTL veriyoruz. Yemekten çıkışta bankadan bir arkadaşa rastlıyoruz. Dünya küçük......

Cumartesi, Aralık 02, 2006

İSMET BABA

Doğum günüm bu sene Cuma gününe gelince akşam dışarıda yemek yemeğe karar verdik. Uzun süredir kuzguncuktaki İsmet baba'ya gitmeyi istediğim için doğum gününü kutlamak için orayı seçtik. Rezervasyon kabul etmiyorlarmış. Saat 7 olmadan mekandaydık. Ancak cam kenarında masaların tamamı dolmuştu. Ortam tam bir meyhane havasında masalar birbirine çok yakın hatta büyük masalarda hiç tanımadığınız kişilerle yanyana oturmak zorunda kalıyorsunuz.. Bizim yanımıza yemeğin sonuna doğru küçük bir grup oturdu.Ancak rahatsız olmadık....


Menü çok güzeldi. Çok sayıda soğuk meze çeşidinden midye dolma,karides salata, ahtapot salata sıcaklardan börek ve kalamar seçimini yaptık. Midye dolma ve kalamar çok güzeldi. Balık olarak da lüfer ızgara yedik. İçki ve salata dahil 127 YTL hesap ödedik. Lüfer'in fiyatının ( Porsiyonu 25 YTL) olduğunu düşünürsek gelen hesabı normal bulduk.











Free Hit Counter

Çarşamba, Kasım 08, 2006

ÇANAKKALE-KALE RESORT OTEL

İspanya dönüşü Cuma günü çanakkale'ye gidiyoruz. Ablamlar'da cumartesi günü katılınca keyfimiz tam oluyor.Giderken gelibolu'da balık molası veriyoruz. Yemek için tercihimiz herzamanaki gibi yelkenci oluyor. Balık,mezeler ve gelen hesap çok güzeldi. Ben Lüfer yedim. Süperdi. Irmak hanımda bin nazla balık yedikten sonra vapura binip çanakkale'ye geçiyoruz. Otelimiz çanakkale'nin 5 km ilerisinde..........












Otel beklediğimizden çok güzeldi.Odalar gerçektende çok geniş ve konforluydu. Özellikle 1. kat odaları suit daire konforunda. Bizim odamız havuz ve deniz msıkıcıydı.anzaralı çok güzeldi diyecektim ama akşamları havuz kenarında olan düğünler gerçektende yüksek volüme nedeniyle çok can sıkıcıydı.






Otelin deniz kenarında çok güzel bir bahçesi var ancak gürültü sıkıntısı burda da devam ediyor. Sonbahar olması nedeniyle çok az müşteri otelde kalmasına karşın,bahçede çalan yüksek sesli müziğe bir anlam veremedik. Biz yaşlanıp tahammül sınırımız mı azalıyor yoksa insanlar gün geçtikçe daha düşüncesiz ve saygısız mı oluyor anlamak çok zor................Gürültüyü saymazsak ortam güzel,deniz ve kumsal muhteşem...




Çimenlerin üzerine minder atsalar süper olurdu.Ancak biz genede oturduk. Benim sadece gölgem çıkmış :)













Otel çocuklu aileler için çok iyi deniz kumsal, her yer çimen,oyun bahçesi ve güvenlikli salıncaklar var.Yemekte çok sayıda mama sandalyesi mevcut.Alt kat odalarının balkonunda oturup havuzda veya parkta oynayan çocuklarınızı kolayca takip edebilirsiniz.....(Reklamlar::)












ırmak'cığım salıncağa bayıldı. Resimleri yok ama yan salıncakta çok tatlı bir bebiş vardı. Kızımla arkadaş oldular. Ancak yemekte kızımı sürükleyip düşürünce,bizimki oğlana bir daha yüz vermedi. Oğlancağız ne yaptıysa bizim inatçıyı yumuşatamadı. İnsan 7'de neyse 70'de de odur teorisi gerekse ırmak çok inatçı olacak diyebiliriz:)









İskeleden çektik,arkada kumsal gözüküyor......










Dönüşte tekrar yelkenci'deyiz mükemmel bir yemekle bu güzel haftasonunu bitiriyoruz.