Cuma, Eylül 15, 2006

ŞİLE-ŞİLE RESORT OTEL



Hafta sonu değişiklik olsun düşüncesiyle şile'ye gitmeye karar verdik. İnternet'den araştırdığım kadarıyla orda kalınacak en iyi otel şile resort gözüküyordu. Rezervasyon yaptırdık ve cumartesi sabahı yola çıktık. Irmak'la uzun yolun sıkıntı olacağı düşüncesiyle biraz endişeliydim ancak kızım yol boyu çok usluydu. Yol sandığımdan çok daha kısa sürdü. 1 saatte şiledeydik. Şileye yaklaşırken yol boyu sıralanan gözlemecilerden birtanesini girip kahvaltımızı yaptık Ispanaklı gözleme çok güzeldi........

Otel 1 gece YP iki kişi 200 YTL . Verilen hizmet ve tesisin bakımsızlığı düşünüldüğünde ödediğimiz bedelin yüksek olduğunu düşünüyoruz.İnternet sitesinde odalarda klima olduğu belirtilmesine karşın sürpriz, odada klima yok. Normalde ılık olan şile ise o gün cayır cayır yanıyor. Resepsiyonu arıyoruz. Odada klima yok. Cevap siz klimalı oda istemedinizki???? Düşünsenize yaz günü klima olduğu belirtilen bir tesis için klimalı oda istemek aklınıza gelirmiydi? Çocuk olduğunu odayı değiştirmelerini rica ediyoruz. Ancak resepsiyondaki kızın yardım etmeye niyeti yok üstelik çok kaba, o ana kadar sakin olan eşim sinirlenmeye başlıyor .

Sizi şikayet ederim, internette yazarım diyor ama kız duyarsızlığına devam ediyor. Gayet sakin siz bilirsiniz diyor ve telefonu kapatıyor. Paramızı peşin ödediğimiz için yapacak birşey yok. Keyfimizi kaçırmayalım zaten çokta sıcak değil filan diyip birbirimizi sakinleştiriyoruz. mayolarımızı giyip internette belirtilen otelin özel plajına iniyoruz !!!!!!!!!!

Ne yazıkki özel plaj'da palavra.. Şilenin halk plajlarının birinde olan tesisin özel olduğunu gösteren tek şey şezlonglar. Ancak dışarıdan pek çok kişi tarafından işgal edilmiş olan şezlonglara otel yönetiminin pek müdahale ettiği söylenemez......Neyse biz yer bulmakta zorluk çekmedik, soğuk birşeyler içmek için bara gidiyoruz.

Soğuk kola sadece diet var, meyva suyu kalmadı tamam soda o zaman yok.....İnanılır gibi değil .....Ortalamanın üstü bir paraya su ve diet kola içiyoruz çünkü gerçektende çok sıcak birgün. Şansımıza deniz ogün çok güzeldi. Dalgalıydı ama korkutucu değildi. Dalgalarla hepimiz çok eğlendik. Öğlen yemeğinden sonra kızımın uykusu geldiği için odamıza çıktık. Öğleden sonra şile'nin içine indik. Deniz kenarında ismini bilmediğim ama benim çocukluğumdan beri çınar altı dediğim çay bahçesine gittik. Çaylar mis gibiydi. Biraz şienin içinde gezindik ama arabayla keşvedecek birşey bulamadık. Deniz fenerine çıkmayı ise birdahaki gelişimize bırakdık. Şile deniz fenerinin dünyanın 2. büyük deniz feneri olduğunu biliyormuydunuz ???????

Akşam yemeği ilginçtir ama güzeldi. Gerçi restoranın kliması çalışmadığı için herkes canlı müzik eşliğinde sıcaktan pişti ama. tatlılara geçmeden dışarıyı çıkmayı akıl edip bu problemide çözmüş olduk......

Sabah kahvaltısıda gayet başarılıydı. Gerçi börek kek filan yoktu ama klasik kahvaltıya uygun herşey vardı. Karnımız doyunca otel hakkındaki olumsuz düşüncelerimizde biraz yumuşamamı oldu ne? Aslında tesis konum olarak çok güzel ancak kötü yöneticilik anlayışı ve müşteriye değer verilmemesi insanı teredütte düşürüyor.....Bu arada otelin küçük bir havuzu var. Bana pek temiz görünmedi zaten çok küçük yani havuz meraklıları için bu oteli hiç tavsiye etmem. Kahvaltıdan sonra denize girip yola çıkmaya karar veriyoruz. Malum pazar günleri dönüş işkence oluyor. Bu arada plaj inanılmaz doldu. Pazar günü şileye hayatta gelinmez. Gözlerime inanamıyorum birisi bebek beşiği getirmiş daha neler demeyin gerçek !!!! Dönüşte canım acayip waffle çekti. Erenköyde yeni açılan waffle house'da süper tatlıları da götürdükten sonra evimizin yolunu tutabiliriz. Kızım çok eğlendi denize bayılıyor. Sanırım bu gece erken uyur !!!!

Perşembe, Eylül 14, 2006

LİMON CAFE-GÜMÜŞLÜK


Babalar günü , limon kafe, gümüşlük...................

Bu sene babalar gününde bodrumdaydık. Bizim için özel bir gündü çünkü burak ve ırmak ilk defa babalar gününü kutlayacaklardı. Turgutreis'de bu günü kutlamamız için çok seçeneğimiz yoktu bende daga önce gurme yazılarında gördüğüm manzarasını çok övdükleri limon kafeye kahvaltıya gitmeyi teklif ettim . kabul edenler etmeyenler teklif kabul edilmiştir. O gün burak istanbul'a döneceği için sabah kahvaltısına gitmeye karar verdik. Gümüşlük'ün içine geldiğinizde limon kafenin okunu göreceksiniz. Ok sizi tepeye çıkarıyor. Manzarası hakkında çok övgü duyduğumuz için hayalimizde süper bir manzara canlandırıyoruz. Küçük bir köy evinin kapısında tabelayı görünce biraz hayal kırıklığına uğradık. Burak içeriye baktı.Ben kırılmıyayım diye bir şey söylemedi ama yüz ifadesinden mekandan hoşlanmadığını anlamıştım. Neyse içerisi küçük bir köy evinden bozulmuş bahçesinde tahta masalar bulunan şirin bir mekan. Ancak manzara çok sıradan uzaktan deniz gözüküyor. Biz mekana ilk gelenlerdik. Irmak'dan sonra sabah uyanma ve kahvaltı etme alışkanlıklarımız bayağı değişti...........
Sonuç kahvaltı muhteşemdi. Köy kahvaltısı hazırlamışlardı . Çok çeşitte yoktu ama mekanın sahiplerinin güleryüzlülüğü, şirin renkli tabaklarda sunulan kahvaltılıklar, ki hepsi çok iyi seçimlerdi, bize mekanı sevdirmişti.

Sıradan bir işletmecinin elinde uğramayı bile düşünmeyeceğimiz bir mekan iyi bir işletme anlayışıyla seneye mutlaka gitmek isteyeceğimiz ve çok sevimli bir babalar günü kutlaması yaptığımız şirin bir eve dönüşmüştü...


Perşembe, Ağustos 24, 2006

AMSTERDAM


















Laleleriyle meşhur ve benim avrupada en sevdiğim başkentlerden birisi. Amsterdam için 2004 Nisan ayında ucuz bir bilet bulunca KLM'den 4 günlük küçük bir gezi planladık ve çok eğlendik. Bu şehri yaşamak için seçtim, eşimde çok sevdi ama ama o benim kadar buraları bırakıp gitmek konusunda hevesli çıkmadı.Ancak işim dolayısıyla ben daha sonraki yıllarda da defalarca ziyaret etme şansı buldum.


Salı, Ağustos 22, 2006

İLK SATIRLAR

Merhaba ,
Bugün bir blog sahibi oldum. Ancak daha öğrenmem gereken çok şey var................